Yusuf Bülbül

An Engineer

Rastgelelik-Olasılık-Bilinmezlik-Determinizm

Bu aralar daha çok felsefi konularda yazılar yazdığım doğrudur. Ne kadar felsefenin yararsız bir meta olduğunu düşünsem de yakın zaman içinde bir çok varoluşçu düşünceye sahip arkadaşla bu konuda tartıştığım için bunu bir yazı haline getireyim dedim. Yazılımcı olarak rastgelelik ve olasılık işlemlerini sıkça kullanıyoruz. Bu işlemleri yazılımda en çok Yazılım Güvenliği Uzmanı  arkadaşlar kullanır.  Bu arkadaşlar rastgele bir sayı üretmenin ne kadar hayati öneme sahip olduğunu bilirler.

Evrendeki her şeyin bir sayıdan ibaret olduğu konusunu kısa keseceğim.  Görüp algıladığımız her şeyin ölçülebilir ve sayısal bir şekilde ifade edilebilir olması aslında evrende gerçek diyebileceğimiz tek şeyin matematik olduğu ve diğer her şeyin bir sanal ara yüzden ibaret olduğu kanısını doğuruyor. Bu anlayış son yüzyılın en popüler düşünce akımıdır. Özellikle yazılımcılar ara yüzden ne kastettiğimi çok daha iyi anlayacaklardır. Neden tek gerçeklik sayılardır? Çünkü evrendeki her olguyu ancak sayılarla ifade edebiliyoruz. Örneğin ışığın var olduğunu nasıl ifade edebiliriz? Nicelikler ve niteliklerden bahsetmek dışında söyleyebilecek bir şeyimiz yok.  Işığın parlaklığı, yoğunluğu, dalga tayfı bunlardan bahsederiz. Her nicelik ve nitelik ise bir sayıyı ifade etmektedir temelinde.  Bu durumda biz tüm olguları farkında olmasak da sadece sayılar üzerinden biliyoruz aslında. Her zaman olayın aslında ne olduğunu bilmek ve görmek dışında olayların sadece sebep ve sonuçlarını görüp biliyoruz ve onları ifade ediyoruz.

Bu durumda rastgelelik de bir sayıyı ifade eder tabi ki. Peki rastgele bir sayı üretebilir miyiz? Eğer bilgisayarda rastgele bir sayı ürettiğinizi düşünüyorsanız, bir gece ansızın rastgele sayıdan ürettiğiniz şifrenin kırıldığını öğrendiğinizde bunu tekrar düşünün. Bir bilgisayarda rastgele bir sayı üretemezsiniz. Çünkü bilgisayar deterministiktir.  Çünkü deterministik bir evrende her olay direk olarak yıkılmaz bir disiplinle sebebe bağlıdır.  Rastgelelik, sebebe bağımsızlığı ifade eder ve sebebe bağımlılık söz konusu olduğunda rastgelelikten söz edemezsiniz.  Yazılımda rastgele diyerek kendimizi kandırdığımız sayılar bilinmezlikler üzerinden üretilir. Örneğin, işlemcinin saat frekansı baz alınarak üretilir. Bu sayı çok kısa süre içinde çok fazla değiştiğinden ve o anki işlemci saatini aynı şekilde tekrar yakalayabilmek çok zor olduğundan biz onu rastgele olarak kabul ederiz.  Veya bilgisayarda bilerek, homojen olarak dağıtılmış bir küme sayı içerisinden yine sözde rastgele bir sayı seçilir.  Fakat bu da rastgele olarak kabul edilemez. Çünkü bu sayıları homojen olarak bilinçli dağıtan sebepler söz konusudur. Daha sonra bu homojen sayıların hangisinin nerede olduğunu bilerek sadece çok küçük bir zaman aralığında seçen bir program söz konusudur.  Biz sadece bilgisayar gibi çok hızlı bir şekilde hesap yaparak olayların matematiksel iç yüzünü hızlı bir şekilde kavrayamadığımızdan bu sayıyı rastgele zannederiz.  (Kuantuma da geleceğim. Sırayla. )

Evren de deterministiktir. Çünkü evrende bir sonucun bir sebepten bağımsız olarak meydana gelebildiği hiç bir örnek yoktur. Her sebep, sonuca bağımlıdır.  Bu durumda evrende de rastgele bir sayı üretilemez. Bu yüzden rastgele bir olaydan söz edilemez. Her olay bir sebeple gerçekleşir. Günlük hayatta kullandığımız rastgelelik kavramı,bizim için bilinmezlikten ibarettir aslında.

Gelelim şimdi kuantumcu arkadaşların çok sevdikleri  ve anlata anlata bitiremedikleri belirsizlik ilkesine.  Öncelikle kuantum mekaniğinden bahsetmek gerekiyor.  Biliyoruz ki kuantum teorisi özünde ışığın paket frekanslar halinde parçacık şeklinde yayıldığını, ışığın hem parçacık hem dalga olduğunu söyleyen bir teorem. Ancak bir de kuantum mekaniği var. Bu teorem ise, bir parçacığın yani elektronun momentumu ve konumu aynı anda tam doğrulukla ölçülememesinden(belirsizlik ilkesi) kuantum anlayışını buraya uyarlamaya çalışıyor. Yani maddenin hem dalga hem de parçacık olduğunu söylüyor. Kuantum mekaniğine göre her maddenin dalga özelliği, onun evrenin bir noktasında bulunma olasılığı ile ifade edilir.

Burada olasılık ile rastgelelik terimlerini birbirinden ayırmak gerekiyor.  Örneğin, bir torbada 49 kırmızı ve 1 yeşil top olduğunu düşünelim. Bu torbayı karıştırdığımızda ilk gelen topun yeşil olma olasılığı 1/50’dir.  Böyle bir olasılık, ancak torbanın rastgele bir şekilde karıştırıldığını varsayarsak geçerli olabilir.  Yani şunu demek istiyorum; topları torbanın içerisine attınız ve elinizle bir sağa bir sola bilinçsizce iterek karıştırdınız. Fakat bu karıştırma işlemi gerçekten rastgele mi? Siz farkında olmasanız da bir metodoloji ile oldu. Ne yaptığınızı bilmediğiniz için de bu karışımı  rastgele olarak nitelendirdiniz. Fakat bir yapay zeka ya da makine ile el hareketleriniz üzerinden torbadaki hangi renk topun ne kadar yoğunlukla nerede olacağı ve hatta ilk topun ne çıkacağı hesaplanabilir veya öngörülebilir. ( Ki zaten sihirbazlar bu tarz yöntemler geliştirirler.) Yani matematikteki olasılık, bilinmezlikler ve varsayımlar üzerinden hesaplanır. Olasılık hesabı, bilmeyen bir kişi için geçerlidir. Olayı bilen ve tüm metoda hakim birisi için olasılık hesabına gerek yoktur. O zaten tüm sebep ve sonuçları bilir.  İnsan ise evrendeki sonsuz bilgiyi bilemez. Kuantum mekaniğindeki belirsizlik ilkesi, evrende rastgeleliğin olduğunu kanıtlamaz veya açıklamaz. Sadece ölçemediği ve bilemediği bir olguyu olasılıksal matematik hesabına tabi tutar. Bu sayede hesaplaması gerektiği şeyleri yakınsaklık prensibine göre hesaplamaya çalışır. Birincisi, bu olayın da bir sebebi  ve sonucu vardır ve bu sebep ve sonucu kuran zat, yani Allah için olasılık söz konusu değildir.  İkincisi bu ikili değerin hiç bir zaman ölçülemeyeceğini söyleyemeyiz. Kuantum mekaniğinin sadece sınırlı konular dahilinde olayları modelleyebildiğini ve bir çok olgunun bu teoreme oturmadığını göz önünde bulundurursak, gelecekteki ortaya çıkacak başka bir teori ya da yaklaşım veya teknolojik gelişme ile bunu başka yolla açıklayacak veya ölçebileceğiz.

Bu durumda rastgeleliğe inanan arkadaşların düşüncelerini savunabilecekleri tek koz, sonsuzluk kalıyor. Diyorlar ki evrende, sonsuz olasılık olduğundan ve “1/∞” sıfıra eşit olduğundan rastgelelikten bahsedebiliriz.  Bunu da hemen cevaplayayım.   “Sonsuzluk nedir?”, öncelikle buna cevap verelim. Evrendeki tek gerçekliği matematik olarak söylemiştik. O halde yine matematik üzerinden gitmeliyiz.  Matematikteki sonsuzluk kavramına ve hesaplarına bakmalıyız. Birincisi, matematikte “1/∞” ,  sıfıra eşit değildir.  Eğer limit biliyorsanız ne demek istediğimi anlamışsınızdır. “1/∞”, sıfıra yaklaşır, fakat hiç bir zaman sıfır olmaz.  Yani her zaman ne kadar küçük de olsa bir değeri vardır. Matematikte sonsuz olarak nitelendirdiğimiz şey, genel olarak çok büyük bir sayıdır. O kadar büyük bir sayıdır ki, yaptığımız hesaplarda kullandığımız sayılar bu sayı yanında çok küçük kalır. Ve bu çok ama çok büyük sayıyı hesaba kattığımızda bizim küçük hesaplarımız her zaman ihmal edilebilir kalır.  Bu yüzden de biz bu sayıyı sonsuz kabul ederiz ve bir sayının sonsuza bölünmesini sıfır olarak varsayarız. Fakat sonsuz da sonludur ve bir sayıdır.  Evrendeki sonsuz olasılık da böyledir. Bir sayıdır. Ama o kadar büyük bir sayıdır ki bizim normal kullandığımız sayılar onun yanında ihmal edilebilir. Bizim küçük hesaplarımız o sayı yanında hiç bir işleve sahip değildir. Bu yüzden biz bu sonsuz dediğimiz sayıyı yakınsaklık ve limit ile ifade ederiz.  Fakat bu sayı bile Allah’ın sonsuzluğu yanında çok küçüktür. Ve bizim küçüklüğümüz ise kat ve kat fazladır. Evrendeki tek gerçek büyüklük ve değerli şey ise, yalnız ve yalnızca takva ve Allah rızasıdır. Allah, herkesi iman ile müşerref kılmayı ve onun yolunda ilerlemeyi nasip eylesin.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Copyright © Tüm Hakları Saklıdır.