Garip

“Acı, acıyla iyileşir. Aşk ise daha büyük bir aşkla…” demiş Mevlana. O aşk ki, sevenler onun aşkına sever. Her şey onun aşkıyla döner. Güneş onun selamıyla doğar. Ay onun şerefiyle geceleri ışıldar. Onun azametinden ufalanır koca kayalar. Onun ululuğuyla sarsılır yüce dağlar. Ateş onun gazabıyla yanar. Su, onun azizliği ile akar. Her zerre her an onu anar. Onun adıyla titreşir tüm mevcudat. Onun ilmine ürperir beşerat. Hücreler onun zikriyle protein yapar. Çiçekler, onun sanatıyla açar. Işık, onun nuruyla parlar. Onun kudretiyle pervane olur da döner elektronlar. Onun kuvvetine düçar olur semalar. Onun hükmüne boyun eğer yıldızlar. Anneler, onun şefkati ile yavrularını koklar. Onun büyüklüğünü hisseder babalarından çocuklar. Onun mağfiretinden dinlemeye layıktır yaşlılar. Bulutlar onun rahmetinden ağlar. Toprak, onun merhametiyle doyar. Ekinler onun zenginliği ile artar. Rüzgar, onun celali ile coşar. Her canlı, onun lütfu ile yaşar. Zaman, onun hikmetiyle akar. Sultanlar sadece o sultanlar sultanından umar. İşte o, böyle bir sultan. İste o böyle bir Rab. İşte o böyle bir yaratandır. Odur arşın sahibi. Dergahının küçük bir kubbesidir cihan. O bir ve tek olan Allahtır.

Gel demiş sultanımız. Duyduk, uyandık, geldik. Gelmez miyiz… Allahım, Gaflet uykumuzdan uyandık da geldik. Baş koyduk. Gönül verdik. Hatırımızı saydık. Sabrettik. İşittik ve itaat ettik. Yalnız sana yalvardık. Ve yalnız senin önünde eğildik. Bizi kendimize terketme. Ellerimizi geri dönderme. Bizden yüz çevirme. Kalbimizi eğriltme. Şükrünü hakkıyla eda edebilmeyi nasip eyle. Hikmetini bahşet, bizi doğru yola ilet ve bizi salih insanlardan eyle. Sevgini yüreğimizden eksiltme. Şu kısacık ömrümüzü senin adını anarak yüceltmeyi nasip eyle Allahım. Muhtacız merhametine. Açız şevkatine. Eksiğiz sevgine. Kimi zaman sevginden şımaran şen çocuklar gibiyiz. Bilgisiz ve cahiliz. Sensiz hakiriz, en fakiriz, bin taksiriz. Bir çocuğun yaramazlığını affeder gibi affet bizi Allahım. Güçsüzlüğümüzü, kimsesizliğimizi, çaresizliğimizi sen görür ve bilirsin. Bize anlamayı ve anlatmayı öğrettin. Kelimelere manalar yüklettin. Biz anlatamazken de sen bizi anlarsın Rabbim. Kelimelerin gelmeyeceği manaları da sen kavrarsın. İçimizdeki kötülüklere karşı vicdanımızı kuvvetlendir. Gam ile kırılan gönlümüzü sevginle sar. Ruhumuzdaki hastalıkları mağfiretinle iyileştir. İrademizi, nefsimizi terbiye ederek pekiştir.

Gariip, garip kaldık dünya sürgününde. Zaman geçti, mevsim geçti gam ile. Gölge veren ağaçların dalları kurudu hazan ile. Can saydığımız yar bile el oldu. Gül bahçelerimize talan vurdu. Olmaz dediğimiz her şey oldu. Gönlümüz hüzün ile doldu. Göz yaşlarımız kurudu. Yeter ki sen kal yanımızda ey yüce Rabbimiz. Sen varsan gam yoktur. Sen varsan, acılarımıza kederlerimize, belalarımıza şifa çoktur. Sen varsan, düçar olduğumuz her acının günler gibi gelip geçeceğini biliriz. Her şeyi senin aşkından severiz. Her şeye senin adınla başlar, her işte senin rızana talibiz. Her nemiz var ise verip, Gariip, garip severiz. Kalp, gönül, damar, ses, nefes… Hayal, hülya, rüya, şarkı, şiir, miir… Ne bulursak girip, Gariip garip severiz biz.

Gel demiş sultanımız. Duyduk, uyandık, geldik. Gelmez miyiz…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Copyright © Tüm Hakları Saklıdır.