Ölüm cezasına çarptırılmış bir mahkuma; “Geri kalan tüm ömrünü şu dört tarafı okyanusla çevrilmiş taşın üzerinde tek adım dahi atamadan geçirmek mi istersin yoksa ölmeyi mi tercih edersin.” diye sormuşlar. Mahkum ise yine de yaşamayı seçmiş.Yaşamak istemek, sanırım bize tüm bu saçmalığı yaptıran şey. Sonunu bilmemize rağmen bu çılgınlığın, bu koşuşturmacanın ve bu akıllara zarar çabanın anlamsızlığını sorguluyorum bazen. Sanki zaman, sinemize saplanmış bir ok gibi bizi zehirleyerek her şeyi unutturuyor. Kafamızı döndürüp her şeyi yapabilmeyi, düşünebilmeyi bize mümkün kılıyor. Sonra insan durup kendini yabancılıyor. Hayat doluyken, gülüyorken yaşamaktan usanıp gönlümüzün kararması da bundan; sonra bundan sıkılıp tekrar hayata dönmemiz de.

Önerilen makaleler

2 Yorum

  1. Avatar

    Modern hayat, insana atalarından miras kalan hayatta kalma içgüdülerinin arka planda kalmasına neden oldu.
    Edebiyat, tamamını modelleyemediğimiz biyolojik gerçeklere yüce anlamlar yükledi. Çünkü insanlar tanımlayamadığı şeylerden korkar ve anlamlandırmak için çırpınır.

    Paylaşımlarınız çok güzel, teşekkür ederim.

    1. admin

      Güzel yorumunuz için teşekkür ederim. 🙂

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.