Ne Olacak Bu Toplumun Hali?

“Günün birinde kendi kendime, toplumda neden bunca acı ve sefalet var diye sordum. İnsan ebediyen mutsuz olmaya mahkum mu?” diyor Pierre Joseph, “Mülkiyet Nedir?” isimli eserinde. Sanırım bu günlerde çoğumuz bunu düşündük. Bu eserde genel olarak liberalizm ve sosyalizm birlikte özümsemiş ve sonucunda anarşizm düşünce akımı doğmuştur. Anarşizm deyince bir çoğunun okumaktan vazgeçtiğini tahmin edebiliyorum. Bence ilk sorunun cevabı burada gizli; sefalet, cehaleti besledi ve bu cehalet, hem bizi yiyip bitiren sefaletin ve hem de tüm dünyanın üstüne çökmüş bütün israf, kötülük ve felaketin tek sebebiydi. Cehaletin bu kadar kötü ve felaket olmasının ardında cahil insanın fikir ve düşüncelere düşman olması, hayatını yönlendiren tek olgunun çıkar olması yatıyor. Çünkü insan bilmediklerini çıkarlarına ters görür ve bu yüzden onlara düşman olur. Aslında bu tarz bir insan, muhafazakardır. Aklındaki kendi çıkarına yönelik fikir ve görüş her ne ise onu muhafaza etmek ister. Muhafazakarlık, dindar olmakla alakalı değildir. Gelenekselcilik, yeniliğe ve gelişime kapalılık yani muhafazakarlık; cehaletle alakalıdır. Muhafazakarlar, her görüş ve inançtan olabilir. Nitekim İslam, en büyük savaşını kendi dönemindeki muhafazakarlarla vermiştir. İslam felsefesine en yakın yönetim anlayışı liberal yönetimdir ve en uzak düşünce tarzı muhafazakarlıktır. İnancımızın yapı taşlarını inanç ve vicdan özgürlüğü oluşturur. İnsanların yaşayış ve görüşlerine baskı ve manipülasyon yoluyla müdahil olmak islam düşüncesine tamamen terstir. İnancımızda kutsal olan, insan hak ve hürriyetidir. Bu kutsalın üzerine devlet ve cemiyet çıkamaz. Nitekim islam tarihinde bunun savaşını ilk olarak Hz. Ali vermiştir. Olayı bilmeyenler için kısaca özetleyeyim.

Hz. Osman halifeyken Medine sokakları bir grup isyancı ile karıştı ve bir süre sonra bu grup, sokakları ele geçirip devlet dairelerini kuşattı. İçlerinden bazıları bir aralık yakalayıp bir kısmının haberi yokken Hz Osman’ı şehit ettiler. Bunun üzerine Hz. Ali halife olarak olayı bastırıp Hz. Osman’ın katilini aramaya başlamış ancak o isyancı grup içinde asıl faillerin kim olduğu tespit etmek kolay olmadığından cezalandırma işlemini bir müddet soruşturma ile geciktirmek zorunda kalmıştı. O zaman Şam vâlisi olan Hz. Muaviye, nefret ve öfkeye bürünen her iki görüşteki muhafazakar halkın galeyana gelmesi kolaylaştığından olayın uzamasının devlet ve cemiyete daha fazla zarar vereceğini düşünerek “milletin selâmeti için kulun hukuku feda edilir” demiş, o isyancı grubun tamamının ölmesini istemişti. Hz. Ali de “Hak haktır. Ferdin hukuku hiçbir şeye feda edilemez.” demiş, o isyancıların içindeki asıl katil veya katillerin tespit edilmesi için çalışmaları sürdürmüştü. Tabi ki bu olayı kendi çıkarlarına çevirmek isteyen bir çok farklı devletin ajan ve fitnecilerinin de körüklemesiyle iki taraf karşı karşıya gelmiş ve bu bir iç savaşa dönüşmüştür. Bu gün olayları tarihin sayfalarına bakarak değerlendirdiğimizde Hz Ali’nin ferdin hukuku ile ilgili duruş ve görüşleri tüm islam alimlerince oy birliği ile kabul edilir. Ayrıca Hz Ali, bu duruşuyla kendinden sonraki gelecek tüm ümmetin gönlünü kazanmıştır.

Aslında bence tarih tekerrürden ibaret olduğu için bu olay ve benzer versiyonları, farklı tarihlerde ve bölgelerde sayısız kez tekrarlandı. Fakat bu tekerrürler bazı toplumlara bir şeyler öğretti. Ancak bu toplumlar cehaletlerini yenerek gelişmeyi başarabildi ve adalet, insan hakları ve özgürlükleri konusunda atılım yapabildiler. Bana sorarsanız, bir toplumdaki tüm teknolojik ve fikri gelişimler, o toplumdaki adalet anlayışına bağlıdır. Toplumdaki adalet anlayışı, insan hak ve hürriyetine dayanıyorsa, ancak bu toplumlar gelişim gösterebilirler ve ancak böyle toplumlarda tüm insanlığa ışık tutabilecek fikir adamları ve kanaat önderleri çıkabilir.

Bazı toplumlar ise ne kadar fazla tekerrür yaşasalar da bir şeyler öğrenemedi. Peki bunun nedeni neydi? Bana göre, bunun sebebi; toplumda krallardan çok kralcı olmasından, yani toplumdaki her farklı görüşteki muhafazakarların çok fazla olmasından kaynaklanıyor. Eğer bir toplumdaki muhafazakar sayısı, fikirleri ve farklılıkları bastıracak kadar fazlaysa o toplumda adalet, insan hakları ve hürriyeti konularında girişimde bulunabilecek herhangi bir fikir adamı veya kanaat öderi çıkamıyor. Çünkü, toplumdaki baskı ve cehalet, Iiberal görüşü benimseyecek bir kesimin oluşmasına izin vermiyor. Böyle bir toplumda liberal görüşü savunduğunu söyleyenler bile aslında gerçekten liberal olamıyor ve bu görüşün temel felsefesini hayata geçiremiyorlar.

Örneğin bence Türkiyede liberal yok. Sadece muhafazakar Iiberaller var. Her görüşün muhafazakarı bir hayli fazla olmasına karşın, her görüşün liberalinden pek göremezsiniz. Liberal olduğunu söyleyenler sözde liberaldir. Onların liberalliği, kendi görüşünden farklı düşüncelere karşı liberallik değildir. Bunun sebebi, toplumumuzdaki muhafazakar kesimin ve onların linç kültürünün yaygın olmasıdır. Bu sebeple gerçek liberaller toplumda sürekli linç edildikleri için barınamazlar ve toplumdan soyutlanmak zorunda kalırlar. Toplumdan soyutlandıkları için de toplumun bir parçası olamaz böylece topluma hiç bir etkide bulunamazlar. Nitekim, bunu çevremde çokça görmekteyim.

Sorun ve onun çözümüne dönersek bizim problemimiz muhafazakarlığımızdan kaynaklanıyor. Toplumumuzdaki farklı görüşlerdeki bu muhafazakar insanların baskıları, toplumda sürekli olarak bir güç savaşının olmasına sebep oluyor. Devletin gücünü ele geçiren herhangi bir muhafazakar görüş, bu gücü kullanıp hiç bir insan hak ve hukuku gözetmeksizin diğer kesimi eziyor ve ülkeyi domine ediyor. Bu yüzden de liberal düşünce oluşamıyor. Bu devran bu şekilde dönüp gidiyor, taki memleketteki son ocak ezilene kadar…

Bilgi Paylaştıkça Çoğalır;
Yusuf

Yusuf

Bir Mühendis.

Önerilen makaleler

2 Yorum

  1. Avatar

    Ümit Özdağ solcu liberallere kızıyordu. Size göre solcu liberaller yok sanırım.

  2. Yusuf

    Bence Ümit Özdağ, rüya görüyor. 🙂 Şayet rüya görmüyor da gerçekten solcu liberaller mevcutsa söylediğim gibi Ümit Özdağ ve onun gibileri tarafından bu şekilde lince maruz kalıyorlar ve bu sayede toplumdan soyutlanıyorlar. Fakat bence onun bahsettikleri kişiler zengin kapitalistler.

Yusuf için bir cevap yazın Cevabı iptal et

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.