Düzlük - Yusuf Bülbül

Bazen bir yazmaya başlasam gerisi gelecekmiş gibi kalemi elime alıp karalamaya başlıyorum, kendi kendime. Hani ufaktan bir başlasan ağlamaya, gürül gürül şimşekli bir yağmur gibi ağlayacaksındır ama bir türlü ağlayamıyorsundur. İşte bu hissiyatın aynısını yazarken de yaşıyorum. Ağlamakla yazmak arasında çok ilginç bir bağlantı var. İnsanın ağladıkça rahatlaması gibi acılarını yazdıkça da rahatlaması birbirine ne kadar yakın değil mi?

Ruhum daralıyor ama aynı zamanda kocaman bir boşlukta duruyorum. İçimin uçsuz bucaksız düzlüklerinde dolaşıp duruyorum. Orada dolaşırken yazacak ufacık bir şey görsem mutlu olacağım ama sadece düzlükler var; geniş geniş, uzun uzun düzlükler… Sürekli hüzünlüyüm. Çünkü, ufacık bir çiğ tanesi bile kalmamış içimde. Bir düşünce, bir merak, bir sevgi, bir tutku uyandıracak hiç bir şey kalmamış. İçimin bu kadar boş olmasına hüzünlüyüm, ama boşvermişim. Boşvermişliğimi bile boşvermişim. O kadar boşvermişim ki, boşvererek büyüdükçe büyümüş bu boşluklar, bu düzlükler. O kadar özgür kalmışım ki orada, tutsaklık anlamını yitirmiş, özgürlükle tutsaklık aynı olmuş. Yani tutsaklık, eğer birilerinin sizin kararlarınızı veya eylemlerinizi kısıtlamasıysa; ben özgürüm, ama hiç bir şeyin olmadığı sonsuz bir düzlüğün ortasında. Hadi bakalım, buyrun; Bu özgürlük müdür yoksa tutsaklık mı? O düzlüğün gerçek dünyadaki karşılığı anlamsızlık. Bence, hiç bir tutsaklık, insana bu denli bir acı veremezdi. Küçücük, kısacık, değersiz ve geçici bu ömrümü yalnız başıma, kimsesiz geçiriyor olmanın getirdiği anlamsızlığın bana vermiş olduğu acı, bu. Kimseye anlatılamayan, kimseyle paylaşılamayan bir yalnızlık. Ne yapsan, nereye gitsen sadece içinde gezdiğin kocaman bir düzlük. O düzlükte öylece beklerken, saatin yelkovanı sırtına inen bir kırbaç, tik takları da bu kırbacın sesi oluveriyor. Ve beklemek, yaşamanın en zor hali oluyor. İşte bu yüzden ağlamak istiyorsunuz. Ve ağlayamayınca, öyle bir anlatmak özlemine kapılıyorsunuz ki, söylediğiniz, yazdığınız her sözcük, gözünüzden süzülen bir damla yaş oluyor. Bu yüzden ağlamak ile yazmak bu denli bağlantılı hale geliyor.

Bilgi Paylaştıkça Çoğalır;
Yusuf

Yusuf

Bir Mühendis.

Önerilen makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir