Bir Narsisizm Hikayesi, Narsisus ve Echo - Yusuf Bülbül

Bir Narsisizm Hikayesi, Narsisus ve Echo

Bazen kibirli ve egolu bir insan mıyım diye kendimi sorguladığım oluyor. Aklıma, “Allah’ım beni kibirden ve büyüklenmeden arındır. ” şeklinde ettiğim dualar geldiğinde, bunca yalnız kalmama çabama rağmen yalnız olmamın sebebi, bu dualar olabilir mi? diye düşünüyorum. Yalnızlığın herkeste aynı reaksiyonları gösterip göstermediği konusunda emin olmamakla birlikte, bendeki yalnızlığın kibri ve böbürlenmeyi öldürdüğünü net bir şekilde söyleyebilirim. Benim bahsettiğim yalnızlık, bana sürekli bir varoluş ıstırabı yaşatıyor. Bu ıstırap; bana, beraberinde kendimi idrak edebilme ve nihayetinde kendi benliğimin hiçliğini fark edebilme yetisi kazandırıyor. Kendi küçüklüğümü anlıyorum; yalnız kaldığımda. Kendime atfettiğim o yüce şeylerin altında ezildiğimi fark ediyorum. Yaptıklarımın ve belki başardıklarımın tek başımayken ne kadar değersiz olduğunu kavrıyorum. Tek başıma olmanın ne kadar büyük bir acizlik ve çaresizlik olduğunu görüyorum. Bunları yaşadıkça içimdeki benlik duygusu yani ego, ölmeye yüz tutuyor.

“Ölü bir mahsene gömüldü kibir, artık sevsen de bir, sevmesen de bir” diyor Nurullah Genç, şiirinde. Burada kendi benliğini ölü mahsen olarak tanımlıyor. Yalnızlığın, benliğini öldürüp kibrini de onun içinde etkisiz hale getirildiğini, insanın içinde bir ego ve kibir olmadan onun biri tarafından sevilmesinin veya sevilmemesinin çok farklı olmadığını söylüyor. Çünkü, insan değer verdiği bir kimse tarafından sevildiğinde kendini bir nevi üstün, sevilmediğinde ise kendini bir nevi değersiz hisseder. Bence, kibrin ve egonun kaynağı, aslında insanın içindeki beğenilme duygusunu tatmin eden yakın çevresidir. Evet her insan doğuştan kendini beğenmek gibi bir hastalık taşır. Fakat, örneğin; insanın bazı hastalıklarının sadece taşıyıcılığını yapması ama bir koşulda o hastalığın vücutta vuku bulması gibi kibir de bu kendini beğenme duygusunun tatmin edilmesiyle insanda vuku buluyor. Bu tarz narsist duyguların temelinde insanın bir şekilde beğenilmeye başlaması ve düşünce veya eylemlerinin bir şekilde insanlar tarafından desteklenmesi var. Eğer bunu fark ederek karşı koymazsanız, bir süre sonra narsist biri oluyorsunuz. Fakat, bir başınıza, kimsesiz ve yalnız kaldıysanız, içinizdeki o taşıyıcılığını yaptığınız hastalığın vuku bulması için gerekli koşulların hiç biri gerçekleşmemiş oluyor. Bu yüzden, bu tarz bir yalnızlık, kibri önlüyor.

Fakat, yalnızlığın da farklı fraksiyonları var. Örneğin en tehlikeli yalnızlık, narsist yalnızlıktır. Gerçekte zihnen ve fiziksel olarak yalnızsınız ama insanlarla etkileşim içindesiniz. İnsanlar sizden haberdar, belki sizi beğeniyor ve destekliyorlar. Ancak hiç biriyle iletişim kurmuyorsunuz. Yani tüm narsist duygularınızı tetikleyen koşullar sağlanmış durumda. Hem yalnızlığın gazabını yaşıyor, hem ego ve kibrinizin bir virüs gibi yayıldığının farkında bile olamıyorsunuz. Çünkü, yalnızlığınız artıkça kendinizi beğenme açlığınız artıyor; beğenildikçe de kendinizi diğer insanlardan üstün gördüğünüzden yalnızlığınız artıyor. Bu, içinden çıkılması ve fark edilmesi çok zor bir kısır döngü. Allah bunu kimseye yaşatmasın.

Konu narsisizme gelmişken narsisizmin tarihteki ilk örnek mitolojik hikayesi olan Narsisus ve Echo’nun hikayesini anlatmadan olmaz. Narsisus, çok yakışıklı ve herkes tarafından beğenilen bir kişi olması itibariyle, kendini herkesten üstün gören, kendini pek beğenen bir karaktere sahip. Echo ise etraftaki sesleri tekrarlayan alımlı bir kadınken Narsisus’a aşık oluyor. Echo, aşkını Narsisus’a itiraf etse de, Narsisus, kimseyi kendisine layık görmediğinden Echo’yu reddetmekle kalmayıp bir de onu üzecek hakaret ve aşağılamalara maruz bırakıyor. Bu durumdan kalbi çok kırılan Echo, kısa bir süre sonra hastalanıp ölüyor. Kemikleri dünyada dağ, sesi ise dağlarda yankı olarak kalıyor. Bunun üzerine gökler, Narsisus’a bir ceza veriyorlar. Narsisus , bir gün bir dereden su alırken sudan kendi yansımasını görüyor. Kendini görünce kendine aşık oluyor ve sürekli kendine bakmak, kendini seyretmek istiyor. Kalan ömrünü derenin kenarında kendine bakarak geçiriyor. Fakat kendine duyduğu bu aşkın bir karşılığı olamayacağı için hep bu yalnızlığın ve kendine duyduğu aşkın acısını hissediyor kalbinde . Ve bir gün, buna dayanamayıp kendine kavuşmak için suya atlayarak boğuluyor.

Kendini seyretmek, kendine bakmak ve kendini beğenmek aklınıza sosyal medyayı getirmiş olmalı. Çünkü çoğu insan neredeyse ömrünün büyük bir bölümünü kendine bakarak, fotoğraflayarak ve bunu paylaşarak geçiriyor. Aslında Narsisun’un duyduğu bu tarz bir yalnızlığı tahmin edersiniz ki sosyal medya çok yaygın hale getiriyor. Sosyal medyayla, kolay bir şekilde fikirlenizi, eylemlerinizi kendinizle alakalı şeyleri insanlara duyurup haberdar olmalarını sağlayabiliyorsunuz. Hiç görmediğiniz, tanımadığınız insanlar sizi beğenmeye ve desteklemeye başlıyorlar. Bu beğeniler sizin kendinizi daha fazla beğenmenizi ve bu sonu olmayan beğenilme açlığını da beraberinde getiriyor. Aslında bence, yalnızlığın asıl sebebi, iletişimsizliktir. Yani bence iletişim; fikren ve zihnen birbirine uyuşan insanların maddi, manevi birbirleriyle paylaşım ve etkileşim içine girmeleridir. Fakat sosyal medya, sadece haberdar olabilmeyi sağlıyor. Yani sürekli bir haberleşme içindeyiz ama kimseyle bir iletişim kurmuyoruz. Görüyoruz ama dokunamıyor ve hissedemiyoruz. Birbirimizi beğeniyoruz ama birlikte yaşanmış hiç bir anımız ve hayatımızdan bir kesit yok. Herkes bizi beğeniyor ve biz de kendimizi beğeniyoruz ve bir süre sonra kendimizi üstün görmeye başlıyoruz. İşte bu, bizi hem yalnız, hem de narsist yapıyor.

Özetle, sosyal medya; narsistliği, kibir ve egoyu besliyor. Narsistik yalnızlığı arttırıyor. Fakat kimsesizlik olan yalnızlık, insandaki kibri ve benlik duygusunu öldürüyor. Tabi herşeyde olduğu gibi bu konuda da bir denge kurmak gerekiyor. Bunun farkına varmamız, bu konuda önlem alabilmemiz için elzem. Ben bunun farkına vardım. Çünkü, sosyal medyada çok beğenilen ve etkileşimi olan biri değilim. Bu yüzden, kendimi bu konuda sınırlandırmaya özen gösteriyorum. Çokça beğenilen ve etkileşimi olan insanların bunu fark etmeleri ve önlem almaları çok daha zor. Allah onların yardımcısı olsun diyorum. (Amin)

Bilgi Paylaştıkça Çoğalır;
Yusuf

Yusuf

Bir Mühendis.

Önerilen makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir